KÖY ENSTİTÜLÜ BİR BABANIN KIZIYIM

KÖY ENSTİTÜLÜ BİR BABANIN KIZIYIM

Babamın adı: H.İbrahim Yalçın Köy enstitülü bir babanın kızı ve öğrencisi olarak büyüdüm. Ben de emekli öğretmenim. Babam 1947 mezunu. Önce Pamukpınarda başlamış son sınıfta kopya çekti diye Erzurum Pulur köy enstitüsüne sürgün edilmiş. Babamı hep disiplinli hatırlarım. Köy enstitüsü anılarından da eğitmen olan dedem 6 erkek öğrenciyi ve bir tane danayı yanına alarak Sivas'a yürüyerek götürdüğünü, arada danayı sırtına alarak,arada da en zayıf öğrenciyi sırtına alarak Sivas'a ulaştırmış. Danayı satıp paraya dönüştürünce arabayla Sivas Yıldızeli pamukpınar Köy Enstitüsüne varmışlar. O devirde ilkokullar 3. sınıftan sonra diploma alınırmış. hatta benim annemin Sivas valisi imzalı üç sınıflı diploması var. 4 ve 5. sınıflar merkezi bir köyde eğitim alırlarmış. Babam ve arkadaşları her gün yürüyerek merkez köye gidip gelerek beşinci sınıf diplomasını elde ettmişler. Pamukpınara Köy Enstitüsüne gitmeye hak kazanmışlar. Okulun çok disiplinli olduğunu anlatırdı. Öğrenciyken yaz aylarında köylerine bazı yıllar hiç gitmezlermiş okulun tarla, tapan ,ahır, bahçe ve inşaat işlerine bakarlarmış.Herşeyi kendileri üretirlermiş kışlık erzakları da dahil. Bazı yıllarda çok az izinle köylerine giderlermiş. Ben disiplinli çalışmamı ve özgüvenimi babamdan aldığım belli. Köyde beş sınıfı bir tek öğretmen okuturdu babam her sabah bize koşu cimnastik yaptırır sonra derse alırdı. Köyde fırat nehrinin bir kolu olan karasu geçerdi. Babam o şiddetli akan sudan karşıdan karşıya yüzerek geçerdi. Köy çok çamurlu idi. Öğrencilerin iki ayakkabısı olurdu sınıfa girerken temizleri giyerlerdi o ayakkabılar okulda kaldırdı. Yaz tatillerinde biz de bir ay tatil yapar gerisini babamın öğretmen olduğu köyde geçirirdik. Babam yazın kışa hazırlık yapardı. Tahtayı kurum ve yumurta akıyla boyardı. Badana yapardı mevsim şertilerini hazırlardı bütün dizaynı eliyle yapardı. Yaz tatillerinde hep uğraşırdı. Beşinci sınıfta sınavlar olurdu çevre köyün öğretmenleri toplanır. önce bir köyün sınavını yapar sonra diğer köye geçerlerdi. Beni de götürürdü. O köylerin samimiyetini hala hatırlarım. Bu gidiş gelişler yürüyerek yapılırdı babamın terleyince boynuna beyaz bez mendil attığını hep hatırlarım. Müzik derslerinde mandolin çalardı. Bayramlar çok görkemli geçerdi bütün halk iştirak ederdi akşamları fener alayı yapılırdı, sonra en sevdiğimiz bölüm tiyatro babam gaz lambasıyla perde hazırlayarak hacivat karagöz oynatırdı. Bayılırdık bu gösterilere. Kendi oynatıp kendi seslendirirdi. Halk öğretmene hep saygı gösterirdi. Babam kız çocuklarını okutmak için çok mücadele verdi. Candarma gelmeden kızlarınızı okula gönderin derdi. O kız öğrenciler hala tatlı bir anı olarak anlatırlar, hala ilkokul şiirlerini okurlar. Büyük şehirlere geldik kimseye minnetimiz yok okuma yazmamız var diyorlar.İstediğimiz yere kimseye bağlı kalmadan gidip gelebiliyoruz diyolar. Dedem eğitmendi. Babam öğretmendi. Dayım öğretmendi. Babamın çocukları okudu. Babamın öğrencileri okudu Babamın akrabaları okudu. Babam hepimize dokunuş oldu. Ben de şu anda resmi internet sitelerimde ve sosyal medyada arşivimi paylaşmamla. Birilerine dokunuş oluyorum. Babamdan aldığım özgüvenle insanlara dokunuş olmaya devam ediyorum. Nebahat (Yalçın) Bayram 27.12.2020