Şahlanış Partisi Genel Başkanı İle Özel Röportaj

Şahlanış Partisi Genel Başkanı İle Özel Röportaj

TÜLAY ASLAN: Merhaba sayın  Genel Başkan,  kısa da olsa bize kendinizi tanıtır mısınız?

MEHMET MAHMUT YILDIZ: ÖNCELİKLE BANA  VATANDAŞLARIMIZA SESLENME, KENDİMİZİ TANITMA FIRSATI VERDİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDİYOR, TÜM VATANDAŞLARIMIZA EN KALBİ SELAM VE MUHABBETLERİMİ SUNUYORUM.
Adım Mehmet Mahmut Yıldız. 55 Ordu-Mesudiye doğumluyum. Çocuk yaşta geldiğim İstanbul-Beykoz’da ikamet ediyorum. İşçi emeklisiyim. Gerek çalışırken, gerek emeklilikten sonra pek çok sendika, siyasi parti dernek ve sivil toplum kuruluşunda aktif olarak görev yaptım. Halen Şahlanış Partisi’nin Genel Başkanıyım.

 

TÜLAY ASLAN:Yeni parti kurmaya neden gerek görüldü? 

MEHMET MAHMUT YILDIZ:Türkiye’nin kötü yönetildiğini görmemek için özel mazereti olanlar dışında herkes görüyor. İktidar başarısız ama maalesef  ülkemizde iktidar boşluğu yok. Asıl boşluk muhalefette. Şahlanış Partisi muhalefetteki boşluğu doldurmak ve iktidar alternatifi olmak için kuruldu.

 

TÜLAY ASLAN: Şahlanış   Partisi’nin kurcu kurmayları kimlerdir? 

MEHMET MAHMUT YILDIZ: Kuruluş aşamasında bizimle olan çok değerli arkadaşlarımız var elbet. Ancak bu parti bir kurmaylar partisi değil.” Gerektiğinde her general bir nefer, her nefer bir general” prensibine uygun bir yapılanma ve yönetim anlayışını temsil ediyoruz. Görevini hakkıyla yapan ve vatan sevgisini sözde değil davranışlarıyla gösteren her vatandaşımız bizim kurmayımızdır.

 

TÜLAY ASLAN: Bu parti hangi şartlarda ortaya çıktı.

MEHMET MAHMUT YILDIZ:Siyasi partileri toplumsal iklim doğurur. Şahlanış Partisi, Türkiye’mizin içinde bulunduğu puslu ortam, iç ve dış politikada sergilenen ısrarlı yanlışlar, bu ortamdan bıkan ve yeni bir umut, soluk arayan  insanımızın duyduğu ihtiyacın sonucudur.

 

TÜLAY ASLAN: Partinizin siyaseten durduğu yer neresidir?

MEHMET MAHMUT YILDIZ:Yurdumuzda siyasi partilerin konumu, sağ-sol kavramlarıyla değerlendirilir. Oysa bu kavramlar bizde ortaya çıktığı Batı ülkelerinin tersine işler. Oralarda gariban sınıfı solcu, tuzu kurular sağcı iken Türkiye’de  garibanlar sağda, tuzu kurular solda dururlar. Bu nedenle biz bu kavramları reddediyoruz. Biz sağa, sola merkeze değil bütüne talibiz. Hedef kitlemiz toplumun her kesimidir. Ancak öncelikle suskunların, susturulanların sesi olacağımızı ifade etmek isterim.


TÜLAY ASLAN: Partiniz gelecek seçimlerde ne bekliyor. Gelecek vaadecek bir oy oranı alabileceğini düşünüyor musunuz?

MEHMET MAHMUT YILDIZ: Siyaset iddia işidir, iddialı olanların işidir. Biz “umut vaad edecek bir oy oranı” gibi soyut bir hedefle yola çıkan bir parti değiliz. Ülke yönetiminde söz sahibi olacak, kimsenin görmezden gelemeyeceği bir oy oranını hedefliyoruz. Haddimizi biliriz elbet, ancak bu ülkeyi yönetmek de haddimiz kapsamındadır.

 

TÜLAY ASLAN:İşsizlik başını almış gidiyor, üniversite mezunları boşta ve günlük iş olursa gidiyorlar. İktidara gelirseniz gençlerimize neler vaad ediyorsunuz?

MEHMET MAHMUT YILDIZ:Üretim olmayan bir memlekette işsizlik sorunu çözülemez. Özal ile başlayan bir süreçte toplum topraktan, üretimden koparıldı. Tümden dışa bağımlı hale getirildi. Türkiye yıllardır bir tüketim toplumu ve hemen her alanda dışa muhtaç. Üretim yerine hizmet sektörü teşvik edildi yıllardan beri. Garsonlukla, tezgahtarlıkla ülke kalkınması mümkün değildi, öyle de oldu. Özellikle bu salgın günlerinde hizmet sektörünün ilk iflas eden sektör olacağı bir kez daha kanıtlandı. Turist gelmedi sektör bitti, döviz girişi bitti. 
Gençlere yönetimde özellikle kendilerini ilgilendiren alanlarda söz sahibi olmayı vaad ediyoruz. Toplumsal ve uluslararası ihtiyaçlara uygun bir üretim planlaması ve bu doğrultuda da bir eğitim planlaması yapmayı vaad ediyoruz. Yerel esnaf para kazansın diye üniversite açmak  gibi bir uygulamayı reddediyoruz. Üretim sektörünün ihtiyacı olan ara eleman temini için meslek liselerini daha cazip hale getirmeyi  gerekli görüyoruz.

 

TÜLAY ASLAN: Hemen hemen tüm fabrikalar kapandı. Bu durumda işsizler için nasıl bir çözüm olmalı?

MEHMET MAHMUT YILDIZ: Kalkınmanın lokomotifi devlet olmalıdır. Her şeyin özel girişimciye bırakılması durumunda bugün olduğu gibi sermaye yalnız karlı sektörlere yönelir. Toplumsal değer yargılarını değil kazanacağı parayı gözetir. Eğitim, sağlık iletişim sektörleri kesinlikle devlet eliyle yürütülmesi gereken sektörlerdir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk döneminde çok zor şartlar altında ve hemen hiç kaynak yokken devletin ne kadar çok fabrika yaptığı, diğer yatırımları gerçekleştirdiği bellidir. Biz karma ekonomiye dayalı bir ekonomik modelle yeni yatırım alanları açarak işsizliği bitirebileceğimizi biliyoruz.

 

TÜLAY ASLAN: Asgari ücretle insanlarımızın geçinmesi zor, dün aldığını bugün aynı fiyat ile alamıyor. Asgari ücret hakkında ne düşünüyorsunuz?

MEHMET MAHMUT YILDIZ:Türkiye’de asgari ücret tek yönlü ve miktar üzerinden tartışılıyor. Oysa onun miktarı kadar memleketimizde kaç kişinin asgari ücretle, kaç kişinin bu ücretin altında çalıştığı daha önemlidir. Bir ülkede asgari ücret Türkiye’den düşük olabilir; ama orada asgari ücretle çalışan bizdeki gibi emekçi kesimin % altmışı değil de % onu ise o ülke bizden daha müreffehtir.
Türkiye için bölgesel bir asgari ücret uygulaması uygun olur kanısındayız. Kırsaldaki bir fabrikada çalışan ve kendi evinde oturan, kendi mikro üretimiyle geçinen, ulaşım gideri nerdeyse sıfır olan bir kişi ile İstanbul gibi bir yerde çalışan ve maaşının  üçte ikisini kiraya veren birinin  asgari ücretinin eşit olması adil değildir.
Bizim yönetimimizde asgari ücretten hiçbir biçimde vergi kesilmeyecektir.

 

TÜLAY ASLAN: Pahalılığın önüne nasıl geçilir?

MEHMET MAHMUT YILDIZ:Öncelikle üreterek, üreteni teşvik ederek. Bugünkü iktidarın yaptığı gibi tam hasat zamanı gümrük vergilerini sıfırlayarak ihracat kapılarını açmak, yabancı ülkelerin çiftçilerini desteklemek yerine kendi üreticimizi sübvanse etmek zorundayız. Memlekette ekilmemiş toprak bırakmamalıyız. İktidarımızda iki yıl üst üste ekilmeyen topraklar, mülkiyet hakkı korunarak ekenlere tahsis edilecek, mülkiyet sahibine de gelirden pay verilecektir. Tarımsal ürünlerdeki pahalılığın temel nedenlerinden biri üretime katkısı sıfır olan aracıların, küresel marketlerin doymaz kar hırsıdır. Kooperatifleşmeyi teşvik edecek, üretici ile tüketiciyi doğrudan buluşturacak bir teşkilatlanma kuracağız.

 

TÜLAY ASLAN: Türkiye'de tarım ve hayvancılık bitti Yeniden yapılanması için neler yapılmalı da dışarıya bağımlılığın önüne geçilmeli?

MEHMET MAHMUT YILDIZ: Bitirildi demek daha doğru olur. Türkiye’de köylü topraktan koparıldı. Devlet  öncülüğü ile bir ürün planlaması yapılmadı. İthalat yoluyla eken cezalandırıldı. Ekmeyene teşvik verildi. Para kazanamayan köylü kente göçmek zorunda kaldı. Türkiye’de nüfusun en az  yüzde on beşinin köylü olması gerekirken bu rakam bugün  % yedi buçuk. Köyde oturanın da çoğu köylü değil. Üretime katkısı sıfır düzeyde. Çoğu küresel market müşterisi. Türkiye gibi bir ülkenin dışarıdan tarım ürünü alması cinayettir. İthalat, Türkiye tarımına ihanettir. Devlet  köyün toprak miktarına göre her köyde belli sayıda ziraat mühendisi veteriner hekim istihdam etmeli. Tohum, gübre, damızlık desteği vermeli, ayrıca üretilen mahsule alım garantisi vermelidir. Yerli tohum politikası bizim olmazsa olmazımızdır. Tohumda dışarıya bağlı olan bir ülkenin bağımsızlığı lafta kalır. 

 

TÜLAY ASLAN :İktidara gelirseniz. Kadına şiddet, kadın cinayetleri, insan çocuk ve hayvanlara eziyet ve tecavüzlere karşı adil bir çözüm bulacak mısınız ve yasal olarak nasıl bir ceza düşünüyorsunuz?

MEHMET MAHMUT YILDIZ: Bu sorunların giderek çoğalmasının temelinde yatan neden iktisadidir. Yoksulluk yaşam kalitesini düşürür. İyiliğin de kötülüğün de düzeyi düşer. Kötülükler giderek bayağılaşır. Toplumun en güçsüz kesimi olan çocuklara ve kadınlara yönelir. Ağzı var dili yok hayvanlar da elbet payını alır bu hoyratlıktan.
Ceza tek başına çözüm değildir; ancak  tür suçlara uygulanacak cezaların artırılması ve kesinlikle indirim hükümlerinin uygulanmaması gerekir. Kötülük kırk ayaklıdır,  doğaldır ve kolay yayılır. Eğitim gerektirmez. Üst makamlarda oturanlarda örneklenen kötülük toplumun tümüne yayılır. Bugünkü toplumsal hoyratlığın nedenlerinden biri eğitimsizlik, diğeri ise ülkeyi yönetenlerin söz ve davranışlarına hakim olan kabalık ve nobranlıktır. Siyaset yalnız ahlakını değil nezaketini de kaybetmişken alt katmanların farklı olması beklenemez.

 

TÜLAY ASLAN: Ülkemiz dışarı bağımlı olmadan ekonomi yapısı, yaşam kalitesi ve adil gelir dağılımı nasıl iyileştirilir? Bu konuda Şahlanış Partisi olarak ne düşünüyorsunuz?

MEHMET MAHMUT YILDIZ:Üretirseniz dışa bağımlı olmazsınız. Muhtaç olmazsınız. Türkiye’de kalkınmanın lokomotifi beton değil toprak, yani tarım olmalıdır. Tarım gelecek yıllarda yalnız bizde değil tüm dünyada stratejik sektör olacaktır. Cebindeki iki bin dolarlık akıllı telefonla övünen biri, en çok iki günlük bir açlık sonunda onu yarım ekmekle takas etmek zorunda kalacaktır. Hal buyken cep telefonunu, bilgisayarı kutsamanın bir anlamı yoktur. Kaldı ki tarımsal zenginlik, diğer sektörlerin de lokomotifi olacaktır. Üretilen art değer AR-GE yatırımları yoluyla diğer sektörlerin de gelişmesine katkı sağlayacaktır. Adil gelir dağılımı tümüyle iktidarın adaletsizliğinden doğan bir sorundur. Türkiye, milyoner sayısıyla övünemez. Gelirin adil dağıtılmadığı bir ülkede başka adalet da olmaz. Türkiye itibarı üretim yerine israfta aradıkça, öncelikle devleti yönetenler lüks, gösteriş içinde yaşama hastalığından kurtulmadıkça bu ülkeye huzur gelmez.

 

TÜLAY ASLAN: AKP 18 yıldır iktidarda Demokratik bir sistemde kesintisiz ve aynı liderle nerdeyse çeyrek asır iktidarda, Bu partinin uzun süre kalıp rekor kırmasına nasıl bakıyorsunuz?

MEHMET MAHMUT YILDIZ: Seçim kazanmak bir başına başarı değildir. Bu iktidar partisinin hep kazanması da onun başarısı değildir. Muhalefetin başarısızlığıdır. Vatandaş muhalefette ışık göremediği için kötü olduğunu bile bile bu iktidara oy vermektedir. İktidar partisi asla doğru bir siyasi çizgi izlememektedir. Ancak uygun siyasi yöntemlerle iktidarda kalmayı becermektedir. Ustalık her zaman iyi olmak anlamına gelmez. 
Aslında sermeyenin, zenginlerin, müteahhitlerin velinimeti olan bu iktidar, yıllardır ülkeyi yönetme yeteneğini yitirmiştir. Dini istismar ederek ve yoksulluğu yöneterek iktidarda kalmaktadır. Üretimden koparılmış, kent varoşlarına hapsolmuş, sosyal yardıma muhtaç insanların sırtına binerek yaşamayı sürdürmektedir. Bu iktidarın değişmesi de mevcut muhalefetin muhalefeti ile değil, iktisadi çöküntü ve  tencere tava darbesiyle olacaktır.

 

TÜLAY ASLAN: Şahlanış Partisi’nin diğer partilerden farkı nedir ? Halka neler vaad ediyor?

MEHMET MAHMUT YILDIZ: Şeffaflık, hesap verilebilirlik, her adımda aktif biçimde denetim, liyakat, meşveret  partimizin temel ilkeleridir. Bu hareket koltuk sahiplerini, o koltuğa yakın duranları besleme, zengin etme hareketi değildir. Hak etmeyen kimseye makam verilmeyecektir. İktidarımızda insanı değerlendirmede ölçü onun dini, mezhebi, etnik kökeni değil, hizmeti, liyakati olacaktır.
Senato ve büyük millet meclisinden oluşan iki kademeli güçlendirilmiş parlamenter sistemdir.

 

TÜLAY ASLAN: Şahlanış Partisi’ni kısaca bize tanıtır mısınız?

MEHMET MAHMUT YILDIZ: Şahlanış Partisi geleneksel ideolojik kalıpları ve tanımları reddeder. Toplumun tümünü kapsayacak DAYANIŞMACI TOPLUMCU  bir harekettir.
Karma ekonomiyi, parlamenter demokrasiyi ve  kuvvetler ayrılığını savunur. 
Özel hayata ve kişisel özgürlüklere saygılıdır. Her inanç mensubunun inancını özgürce yaşayabilmesi için uygun ortam sağlamayı kendine görev bilir. Kişileri inançlarına göre değil davranışlarına göre değerlendirir. Şu olmak, bu olmak bir avantaj, dezavantaj değildir. Takdirde ölçü, davranış biçimidir.

 

TÜLAY ASLAN: Alevi'si, Süni'si, Kürt'ü ve Türk'ü Aynı topraklarda nefes alıp veriyoruz, hepimiz vergi veriyoruz, hepimizin çocukları askere gidiyor, hepimiz seçim zamanı oy veriyoruz. Türk vatandaşı olarak yasalara ilkelere uyarak yaşıyoruz ve vatandaşlık görevimizi yapıyoruz. Bu ötekileştirmek neyin nesi AKP olarak ayrıştırılıyor, sizce amaçları nedir?

MEHMET MAHMUT YILDIZ:Yukarıda belirttiğim gibi partimizin vatandaşlık anlayışında soy, din, mezhep gibi kişinin doğuştan içine doğduğu ortamla kazandığı nitelikler ölçü olarak alınmaz. Bunlar  kişiye hiçbir üstünlük katmayacağı gibi asla bir eksiklik olarak da değerlendirilemez. Kana dayalı bir milliyetçilik anlayışı temelsizdir. Ancak kültürel bir milliyetçilik söz konusudur. Şahlanış Partisi’nde bir insanın değeri, hizmetiyle, ürettiğiyle, paylaştığı ile ölçülür. Kişinin ne olduğu bizi ilgilendirmez. Biz onun kim olduğu ile, yaptıkları ile, ülkemize insanımıza kattıkları ile ilgiliyiz.
Bu iktidar yönetme kabiliyetini kaybetmiştir. Ayakta kalabilmek için taraftarlarını çevresinde kenetlemek zorundadır. Bunun için sürekli olarak bir beka sorunu, saldırı tehdidinden söz etmek ve durmadan düşman üretmek zorundadır. Kullandıkları ötekileştirici düşmanlık yayan dilin memlekete çok zararı vardır; ancak onların memleketleri koltuklarından ibarettir. Artık tek gayeleri vardır; bedeli ne olursa olsun koltuktan kalkmamak.

 

TÜLAY ASLAN: “Gavur Ìzmir” deyip, depremi bize ilahi adalet diye gösteren, dindara söylenecek sözünüz var mı?

MEHMET MAHMUT YILDIZ: Bu asla dindar birinin uslubu olamaz. Ancak dinci birinin uslubudur. Dört bin yıl önce  Sümerler depremin nedeninin fay hatları olduğunu bulmuşken bugün birilerinin kalkıp depremi kadınların vücut hatlarıyla izah etmesi salaklıktan öte kör bir düşmanlıktır. Bu soytarılar, sözleriyle Japonların, Şilililerin bizden daha önde Müslüman olduğunu söylemektedirler. İzmir gavurluktan yıkıldıysa Türkiye’nin en yıkıcı depremine sahne olan Erzincan daha mı gavurdu. Elazığ’da bu yıl yaşanan yıkım da  gavurluktan mı ileri geldi?

 

TÜLAY ASLAN: Van’da deprem olur terörist, Elazığ’da deprem olur, acaba Kürt mü? İzmir’de deprem Olur dinsiz! 
Bunu Söyleyenler kim? Bu suçtur neden soruşturma açılmıyor adalet sadece birilerine işliyor halka mı işlemiyor?

MEHMET MAHMUT YILDIZ: Ötekileştiren, düşmanlaştıran dilin doğal sonucudur bu. Bunlar durmaksızın kötü örnek olan sahibinin sesleridir. Ölülerin bile ayrıldığı bir Türkiye inşa etti bu iktidar. Toplumun bir kesimi öteki saydığı kesimin ölülerini yuhaladı. Saygı duruşunda göbek attı. Kininin yerine dinini koyanların, dindar nesille kindar nesli özdeşleştiren bir iktidarın iftihar tablosudur bu.
Adaleti sarayın kapatması haline dönüştüren, adamına göre adalet uygulamasının mucidi bu iktidarın ikliminde yetişen ve çoğalan ayrık otlarıdır bunlar.
Bu ülkenin en büyük sorunu aslında budur. İçinde bulunduğumuz zihinsel bölünmüşlüktür. Ötekileştirme, düşmanlaştırma hastalığıdır. Bir türlü BEN’likten sıyrılıp BİZ olamayışımızdır. Şahlanış Partisi’nin onarmak zorunda olduğu en büyük yıkım maalesef budur.


Ancak biz geçmişi şikayet etmeden, bahane üretmeden her türlü külfetin altına girmeye ve  memlekette yeniden  bir huzur, barış iklimi kurmaya talibiz. Bu konuda  iddialıyız.
*
BİZE  TÜM VATANDAŞLARIMIZA SESLENME KENDİMİZİ TANITMA FIRSATI SUNDUĞUNUZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM.