YAZAR ŞAİR SEMİRAY SEZGİN DAYLAN

YAZAR ŞAİR SEMİRAY SEZGİN DAYLAN

SEMİRAY SEZGİN DAYLAN kimdir bir de benden dinleyin. Samsun Doğum Hastanesi'nde özlemle beklenen bir bebek olarak dünyaya gelmişim. Tarih 5/10/1960 Neden böyle derseniz benden önce doğup yaşamayan karındaşlarım arkasından özel dua ve kurbanlar keserek bana kavuştuklarını ifade eder ailem. İsmime gelince çok mu aramışlar derseniz evet çok aramışlar ve sonunda bir arkadaşı söyleyince onu da isim babası yapmışlar.  Ben de çocukken çok ağlardım kimsede yok neden koydunuz neden Ayla ismini koymadınız diye. Beni çok seven komşumuzun benden büyük bir kızı vardı beni çok severdi diye ona özenirdim sanırım. Büyüdükçe farklı olması hoşuma gitti ve şimdi ismimi çok seviyorum. 15 günlük bebekken bakım yönünden, sağlık yönünden sıkıntı yaşamak istemeyen babam Samsun Gürgen yatağından Tekkeköy (O zaman sanırım belediyelikti. ) 'e tayin ister ve 9 yılımızı geçeceği günler böylece başlar. Kendimi bildiğim zamanlarda, yeni bir kardeş de olması sebebiyle sanırım okula erken gittim. Babam önde ben arkada bazen yetişip elini tutarak, bazen arkada kalarak tren yolu kenarından her gün okul yollarında biz yoldaş olduk. 6 yaşıma geldiğimde artık amcama el yazısı ile mektup yazıyordum. Her gün değilse de artık yazılarım okul panosunda sergilenir olmuştu. İlk defa On Kasım günü şiir okuduğunda henüz altı yaşındaydım ve çok heyecanlanmıştım. Hala sözleri aklımdadır. Saat dokuzu beş geçe Atam Dolmabahçe’de Gözlerini kapadı Bütün dünya ağladı diye devam eder Yine ilk ezberlediğim şiirlerden biri Ziya Gökalp 'e aitti. Çocuktum ufacıktım diye başlayan şiiri. Beni ne çok etkilemişti. 1969 Eylül ayında babam biraz da bizim zorlamamızla merkez okullardan birine tayin istedi. Müdür muavini olarak atandığı okulda ben ilkokul üçüncü sınıfta okumaya başladım yıllardan hatırladığım her bayram annem bana kıyafet diker ya da diktirir mutlaka, bayramlarda kortejde yerimi alırdım. Fatih ilkokulunda dördüncü sınıfa giderken sınıf öğretmenim Fatma Hanım'ın yaptığı Fatih'in İstanbul'u alınışını gösteren kocaman tablo ile kortejde yerimizi almamız bizi çok gururlandırmıştı. Çünkü en önde götürülen tablo benim öğretmenimin eseriydi ve şanlı bir günü temsil ediyordu.  İlkokul beşinci sınıfa başlamadan babamdan beni 23 Nisan ilkokuluna vermesini istedim. İyi bir ilkokuldu orası çünkü yaşlarda geleceğim hakkında yorum yapacak kadar bilinçli bir çocuktum. Dayımın çocukları oraya gidiyordu "ben de onlarla birlikte giderim "dedim. Sonunda kendimi 23 Nisan'da okurken buldum öğretmenim Mustafa beye çok alışamasam da okuldan mezun oldum. Bizim okuduğumuz yıllarda bitirme sınavları yapılırdı. Onları geçmeden mezun olamıyordun. Bu yılları takip eden yıllarda Namık Kemal Ortaokulu ve Devrim lisesini de bitirme sınavlarını vererek bitirdim.  Okuduğum okulların seçimi genellikle bana aitti. Okulu, okumayı çok sevdiğim için o yaşlarda bile iyi bir ilkokul gelecek de iyi bir geleceğin temeli olacağını düşünüyordum. Babamla bu konuda büyük insan gibi fikir tartışması yaptığımı biliyorum. Liseyi bitirince bankacı olmamı istedi babam. Bana o kadar tersti ki! Arkadaşı banka müdürü Metin Bey'e gidip dilekçe verdik birlikte ama sonunda tek başıma gidip ben bankacı değil öğretmen olmak istiyorum demiştim. Üniversite giriş sınav paramı rahmetli anneannemden aldım. Tam iki yüz liraydı. Babam okutamayacağını söyledi ve o gün onunla ilk kez kavga ettim. Ağlayarak gidip parayı büyük annemden istedim ve o gün bana hiç yorum yapmadan iki yüz lirayı uzattı. Ve ben tek bir soru çözmeden sadece lise bilgimle sınavlara katıldım. Babam nasıl olsa şehir dışına göndermezdi. Bugün emekliliğini yaşadığım öğretmenliğin ilk harcını büyük annem koydu. Allah mekânını cennet etsin. O yüzden okumak isteyenleri hep destekledim bu güne kadar. Ve dört çocuğumun okuması için elimden ne geliyorsa hepsini yaptım. Sınav sonuçları açıklandı ve ben 389 puan ile Türkçe bölümünde okumayı hak kazandım. Sene 1977 Eylül ayı. O zaman yetenek sınavı da yapılıyordu Eğitim enstitülerinde. Gündüz girenlerin arasında yedinci, gece okuyanların arasında üçüncü olmuştum. Bütün bunlara babamla annem çok sevinmediler sanki. Hatıralarımda onlarla ilgili bir anı yok. Bu arada gece okuyup gündüz çalışmak için gece okumayı tercih ettim. Ancak üç ay dayanabildim. Ağır geldi ikisi bir arada ve sonrasında kredi çekerek okudum. Allah devletimizden razı olsun. Hatta onun bir kısmı ile eve kömür aldığımı hatırlıyorum. 1980 senesine geldiğimizde Mayıs ayında mezun oldum. Ağustos ayı da evlendim.1981 senesinde ilk çocuğumu kucağıma aldım.1981 Ekim ayında özel bir okulda göreve başladım.1982 Şubat ayında devlette atamam yapıldı ve stajyer öğretmen olarak görev aldım. Okulum Tekkeköy Lisesi idi. Sanki kader tekrar beni doğduğum yerlere geri döndürdü. 1988 'de devletten ayrılıp özele geçtim ve bu 2003 yılına kadar devam edecek yoğun bir çalışma içine girdim. Bu arada da dört çocuk annesi olmustum.2003' de Akçaabat’ta yeniden devlet bünyesinde Şinik ilköğretim okulunda göreve başladım. 2005 beş yılında tayin istedim. 1991 yılında öncesinde yıllarımın geçtiği İzmir'e döndüm ve 2012 yılında İzmir'de emekli oldum. İlk şiirlerimi lise yıllarında karaladım. Daha sonra bu çalışmaların aralıklarla devam etti.1991 yılında şiirlerimi ve yazılarımı gönderdiğim Türkiye gazetesi Çocuk dergisi yazarı ve yayın yönetmeni Şaban Çibir beğendi ve beni çocuk edebiyatına yönlendirdi. Ancak çocuklarımın küçük oluşu ve benim özel okullarda görev yapmam engel oldu bir bakıma. Öğretmen arkadaşlarım ve özellikle müdür yardımcısı olan Şule Er bana bir kitap çıkarmamızı önerdi o yıllarda. Bu öneri ancak 2017 yılında gerçekleşti. Bu konuda bana maddi desteğini esirgemeyen Öz İnci Öz 'e minnettarım Kitabın basımını Başkent Edebiyat üstlendi. Editörlüğünü Nurefşan Hanım ve eşleri Yusuf Bey yaptılar. Dernek Başkanı Ahmet Kurt Bey ön yazısını yazarak manevi desteklerini esirgemediler. Orkide Tadında çıkan kitap ilk kez görücüye İzmir Tüyap'ta çıktı. Kendi stantlarında beni tanıtan ve misafir eden Tunç yayıncılık ve sahibi Ahmet Bey'e ve Kardelen Hanımefendiye çok şey borçluyum. Gelişen zaman zaman yine fuarlara birlikte katıldık.   Kitap çıkardığım dönemde açıkçası edebi bir beklenti içinde değildim. Sadece amacım ölmeden bir eser bırakmaktı. Ancak şu geldiğim noktada aynı şeyleri düşünmüyorum. Nice güzel eserlere diyorum. İlk kitabımı elime aldığımda çok amatörce ama samimi buluyorum. Bir gün yeniden düzenleme yapıp ikinci baskısını yapacağım inşallah. Şu aralar yeniden 4 yıllık bir okuldan mezun olmak ve bilgileri tazelemek adına Türk dili ve edebiyatı bölümü okuyorum.3.sınıftayım. İnşallah bir yıl içinde bitirip yeni çalışmaların içinde olacağım. Son beş yıldır yaşam koçluğu, kariyer koçluğu, aile koçluğu ve öğrenci koçluğu sertifikası sahibiyim ve aile koçluğu da amatör olarak yapıyorum. Gerek bazı öğrencilerim gerekse danışanlarımla zaman zaman görüşüyorum ve bu beni hayata bağlayan bir yol oldu. Tasavvuf benim hayat tarzım müziği sever ve tasavvufun kendisini öğrenmeye hala devam ediyorum. Çocuklarımdan üçü master derecesinde eğitim ve öğretim yaparak ülkemizde güzel görevler  yapıyor. En son olan da iyi bir görev başında ve o da eğitimine devam ediyor. İyi bir insan olmaya çalışıp bu kubbede hoş bir seda bırakabilirsek ne mutlu bize.