Yazar Nebahat Bayram Öyküleri

Yazar Nebahat Bayram Öyküleri

Ben, Nebahat Bayram,

Fotoğraf:1980 yılına ait. 3. Çocuğum, Kısmete hamileyken.

1975 yılında ilk tayin olduğum, Gölova İlkokulunda göreve başladım. Sivas Öğretmen Okulu mezunuyum. Sivas-Divriği-Çamlığı-Gölören köyündenim. Köy enstitüsü mezunu bir babanın çocuğuyum.

1976 Ocak ayında, Gölovalı okul müdürü, Dursun Bayram ile evlendim.

Gölova’da gelinler yeni evlenince kaynanalara sorulur.

-Gelininde bir şeyi var mı? (yani gebemi?)

Kaynana cevaplar,

-Daha belli  bir şey yoktur.

( Tabii ki bunları bende yaşadığım için yazıyorum.)

Aradan bir kaç ay geçti.

Anam başladı:

-Gelini Makbule hatuna götüreyim de belini çeksin. ( Makbule Demirbağ, köy ebesi.) İşte filancanın gelininin belini çekti, hemen gebe kaldı.

Eşimde diyor ki: Ana bırak Allah aşkına bu saçmalıkları.

Aradan biraz daha zaman geçince tekrar Makbule hatun muhabbeti başladı. Bu arada eltim Şenol Bayrama hamile olduğumu söyledim ki, o da anama söylesin. Neyse anama söyledi. Bir bayram havası yaşandı. Artık ben el üstünde tutuluyorum. Allah en kısa zamanda köy halkı duydu. Beni yere göğe sığdıramıyorlar. Oraya oturma, buraya otur. Aman üşütme, kendini sıcak tut. Elimi sıcak sudan, soğuk suya sokturmuyorlar.

Bir davet, bir davet, gittiğim evlerde sırtıma yastık  koymalar. Bana koyun sütü içirmeler. Bizim koyun yoktu. Komşular getirirdi birde tembihlerlerdi. Aman ha içine çiğ yumurta kırıp, yatarken iç.

Ben akşam yemeğinden sonra yatarken içip yatıyorum. Aman Allah’ım. Ateşim yükseliyor. Kalori çok fazla geliyor. Elim ayağım yanıyor. Arada diyorum.

-Daha koyun sütü getirmeyin, beni yakıyor diyorum.

-Yok, yok sen iç, alışırsın. Bebek beslensin, büyüsün.

Neyse aylar ayları kovaladı. Bana kraliçe gibi davranıyorlar. Hele Gölova İlkokulunun hizmetlisi Cafer Şahin (Cafer Çece, Cıcık dayı)

-Hah dışarı çıkma üşürsün. Sakın yere eğilme… Vs.  vs.

-Bir gün eltime dedim ki, bunlar oğlan bekliyor. Ya kız olursa nasıl olur?

O da dedi ki: -Allah ne verirse o olacak dedi. Yeter ki eli ayağı düzgün olsun.

Fark ediyorum hep oğlan çocuğu muhabbeti var. Anam adını da koydu: MURAT

-Ana Murat isimliler çok yaramaz oluyor dedimse de, anam vazgeçmedi.

Kayınpederim yerinden kalkıp beni oturtuyor. Kayınlarım gene öyle.

Vakti gelince Gölova Sağlık Ocağı ebesi Akile ebeyi çağırttım. Anamda, köy ebesini çağırmış. Köy ebesi önce gelip, makatın başköşesine gelip oturdu. Ben istemiyorum dedimse de kalkmadı. Ebe görümcemin kaynanası, İpek hatun. İpek İzgi. Sağlık ocağı ebesi sonra geldi. İçeri girmeden,  kapı ağzında, köy ebesinin olduğu yerde, müdahale etmem dedi. O dedi sen çık, diğeri dedi sen çık. Bu arada çocuk, kendiliğinden doğdu. Sağlık ocağı ebesi, göbeğini kesti. Bir kız evladım dünyaya geldi. Adını babası koydu: DİLEK

Evde bir  burukluk oldu. Neyse daha yaşın genç sonra oğlunda olur dediler.

Anam diyor ki:

-Maya oğlan tarlasından geçmiş, her sene bir oğlan doğuruyor cümlesini sıkça tekrarlıyor. (Maya Söbü)

2. çocuk 4,5 aylıkken düştü ve erkek çocuktu. Tabii anam onun adını da Murat koymuştu.

Sonra 3. Çocuk da aynı rağbetler devam etti. O da kız oldu. Anam adına karışmam dedi. Onun adını da ben koydum. KISMET

Anam diyor ki:

-Maya oğlan tarlasından geçmiş, her sene bir oğlan doğuruyor .( Maya nın 6 oğlu var.)cümlesini sıkça tekrarlamayı ihmal etmiyor.

4. çocuk da kız oldu. Anamın tansiyonu 19’a çıktı. Gölova Sağlık Ocağı  Ebesi Güner Cengiz, beni bıraktı. Anamla ilgilenmek zorunda kaldı.

Kayınım sakal bıraktı, 15 gün benimle konuşmadı. Eşimde fark etmez dedi ama, buruktu.

Tabi onun adına da kimse karışmadı. On beş gün bebek diye çağırdık. Sonra ben eşime dedim ki:

-Bu bebeğin adını, anamın adını koyalım. O da tamam dedi.

Adı: FERİDE

Bir gün babam bana sordu (kayınpederim.):

-Kızım bebeğin adını koydunuz mu?

Ben de dedim ki:

-Evet, baba, anamın adını koyduk.

O da bana dedi ki:

-Vay geldi, onun kocasının başına.

Anam tekrarlıyor.

-Maya oğlan tarlasından geçmiş, her sene bir oğlan doğuruyor.

-Kız ana etme, o tarlayı bilsem, bende o tarladan geçerdim.

Yani Maya da maşallah,

Temel Söbü, Kemal Söbü, Cemil Söbü, Cemal Söbü, Cafer Söbü, Zafer Söbü.

Maya’ya yetişmek mucize.

Anam Feride'yi severken şöyle derdi:

Seni verene kurban, 

Gönlümü görene kurban,

Ben Allahtan horoz istedim de,

Ferik verene kurban.

5. çocuk erkekti. Adı Murat kondu. O zamanlarda İstanbul’daydım. Doğumuna 20 gün kala karnımda öldü.

Bir zaman sonra anam başladı:

-Dursun, Uçören köyünde filanca gelin, oğlu olmadı diye, kocasını  kendi eliyle evlendirdi.

Hayda, “Kızım sana söylüyorum, gelinim, sen anla! ”

Anladım ki anam oğlan çocuğu takıntısından vazgeçmeyecek. Eşimi tekrar evlendirmeyi göze almış. Eşim Dursun Bayram da maşallah, hiç itiraz etmiyor. Ne he… Ne yok…

Anam çok iyi Osmanlı bir kadın ama nasıl erkek çocuk hücrelerine yerleşmişse, Kendi de anlayamıyor. Beni de kırmak istemiyor.

Gölova halkını hiç sormayın. Vah vah, Nebahat Öğretmenin, gene kızı olmuş.

Eşim Refahiye’nin Uçören köyünden, Gölova’ya geldikleri için, Uçören Köyünün üzülmesi de ayrı bir olay. Soruyorlar:

-Acep Nebahat hanımın neyi oldu?

Kayınım Doğan Bayram demiş ki.

-Hah gene kızı oldu. Tamam mı?

Oysa her Uçörene gitmesinde sorarlarmış.

-Acep Nebahat hanımın neyi oldu?

Anam,

-Dursun, Uçörende filanca gelin, oğlu olmadı diye, kocasını  kendi eliyle evlendirdi. Dediğinde babam bana diyordu ki:

-Kızım, sen anan bakma, o desin diyordu. Bende rahatlıyordum.

Birkaç kez de babamın Bahattin amcama veya başkalarına  şöyle dediğini duydum.

-Ortanca kızımı göstererek,

-Yavru aha bu oğlan olsaydı, Dursun’a yeterdi.

Ha yıllar sonra, 5 tane torunum var. Torunlarım kız doğarsa ben hastalanıyorum. Migrenim tutuyor. Erkek çocuğu benimde hücrelerime işlemiş.

6. çocuğum sağlıklı bir erkek çocuğu oldu. Anam ilgilenemeyecek kadar hastaydı.

Adını ben koydum: MERT CAN BAYRAM şimdi 25 yaşında.

O şimdi asker.

Sivas’ın Gölova ilçesinde en lüks yaşayan gelin ben idim. Diğer gelinlerin hikâyelerini, video ve ses olarak kayıt altına alıyorum. Duysanız, güler misiniz, ağlar mısınız şaşırır mısınız? Büyüklerimiz hep iyi niyetle yapmışlar, fakat gelinin ruhuna verdikleri zararları bilememişler. 

 

NOT: Yorumu size kaldı.

09 Temmuz 2020

Nebahat Yalçın Bayram